Merzifon Gençlik Muhalefeti

DEMOKRATİK LİSE MÜCADELESİNDE GENÇ DÜŞ'TEN LİSELİ GENÇLİK MUHALEFETİ'NE
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Gençlik muhalefetini ülke çapında örgütlemek için bir adım daha!

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Destan

avatar

Mesaj Sayısı : 175
Kayıt tarihi : 11/04/08
Yaş : 27

MesajKonu: Gençlik muhalefetini ülke çapında örgütlemek için bir adım daha!   18th Şubat 2009, 22:26



BİR ADIM DAHA broşürü, bugüne kadar hareketimizin yürüttüğü eşitlik ve özgürlük mücadelesinin ortaya çıkarttığı deneylerden ve birikimlerden yola çıkarak eşitlikçi ve özgürlükçü bir gençlik muhalefetinin, militan, merkezi örgütlülüğünün güncel siyasal ihtiyacı karşılayacak bir şekilde bir adım daha ileri taşınmasını hedeflemektedir. Bu aynı zamanda böylesi bir mücadele sürecini birlikte örgütleme çağrısıdır. Gençliğin ortak, bütünlüklü ve merkezi bir mücadele yürütme süreci elbette bir çağrıyla ya da var olan örgütlerin yan yana getirilmesi ile başarılabilecek bir şey değildir. Bunun başarılabilmesi ancak ideolojik-politik mücadelenin sürekliğinin sağlanması ve bu yöndeki mücadelenin hayatın her alanına taşınması ile mümkün olacaktır.



Böylesi bir durum, emperyalist-kapitalist sistemin küresel bir krizle sarsıldığı, yeni dünya düzeninin yıkımı ve tahribatının bütün dünyada hissedildiği, Türkiye özelinde işsizliğin yoksulluğun arttığı, toplumun genel olarak milliyetçi ya da dinci gericilikler tarafından kuşatıldığı bir ortamda yaşanmaktadır.
Ülkemizin içinde bulunduğu somut koşullarda bu sorunlar nasıl çözülecektir? Devrimci gençler bu koşullarda hangi vazgeçilmez görevlerle karşı karşıyadır?
Broşür, devrimci bir gençlik siyasetinin güncel politik yönelimlerini irdeleyen ve devrimci gençlerin temel siyasi yönelimlerinin neler olması gerektiğini tartışan gençliğin birleşik muhalefetinin ülke çapında örgütlenmesi görevinin nasıl gerçekleştirilebileceğinin yanıtlarını arayan bir çalışma olarak algılanmalıdır. Bu aynı zamanda, solun özellikle 90‘lı yıllarda liberalizmin hegemonyası altında şekillenen tüm olumsuzluklarını aşmaya, düzenle bütünleşik bütün eğilimleri reddetmeye, yeni bir devrimci siyaseti, kültür ve yaşam biçimi olarak var etmeye, özcesi devrimciliğe bir çağrıdır.
BİR ADIM DAHA broşürü, bugüne kadar hareketimizin yürüttüğü eşitlik ve özgürlük mücadelesinin ortaya çıkarttığı deneylerden ve birikimlerden yola çıkarak eşitlikçi ve özgürlükçü bir gençlik muhalefetinin, militan, merkezi örgütlülüğünün güncel siyasal ihtiyacı karşılayacak bir şekilde bir adım daha ileri taşınmasını hedeflemektedir. Bu aynı zamanda böylesi bir mücadele sürecini birlikte örgütleme çağrısıdır. Gençliğin ortak, bütünlüklü ve merkezi bir mücadele yürütme süreci elbette bir çağrıyla ya da var olan örgütlerin yan yana getirilmesi ile başarılabilecek bir şey değildir. Bunun başarılabilmesi ancak ideolojik-politik mücadelenin sürekliğinin sağlanması ve bu yöndeki mücadelenin hayatın her alanına taşınması ile mümkün olacaktır.
Gençlik hareketinin bugünün ihtiyaçlarını karşılayacak ve onu dönüştürecek bir çalışmanın yani kitlesel, militan, demokratik, merkezi bir gençlik örgütünün inşa süreci aynı zamanda devrimci bir gençlik hareketinin de yaratılması ve eşitlik ve özgürlük mücadelesinin bü- tünlüklü görevlerinin de yerine getirilmesi süreci olarak algılanıldığında bir anlam ifade edecektir.
Gençlik içerisinde, dönem dönem ortaya çıkan, parçalı, çoğu zaman hedefi belirsiz olan, otonom, kendi dar alanına ya da kampanya dönemlerine sıkıştırılan muhalefet biçimi gençlik muhalefetinin ivmesini yukarıya çekebilecek nitelikte değildir. Ortak bir program etrafında, sürekli bir mücadele süreci içerisinde, örgütlülük kuramayan, bu süreç ve eylemleri bütünlüklü bir stratejinin taktik ayakları olarak örgütlemeyen bir hattın kitleselleşerek geniş gençlik kesimleri için bir çekim merkezi olması mümkün değildir.
İşte bu nedenle bugün muhtevasını sokaktan ve kavgadan alan, gençliğin eşitlik-özgürlük isteminin ve başka bir yaşam arzusunun yön vereceği kitlesel bir gençlik örgütünü daha etkin kılmak için örgütlü, sistemli ve merkezi bir çalışmayı yapmak önümüzdeki temel görevdir.
Bu anlayışla hayatta, sokakta, kavgada BİR ADIM DAHA atıyoruz.
Bu toprakları, 68‘de Paris sokaklarındaki, Che‘nin Mahir‘in yüzündeki, Dev-Genç‘in üniversitelerde ve yoksul mahallerinin öfkeli ve isyan dolu sesindeki devri-min ve yeni bir hayatın sesine soluğuna boyamanın, tüm dünyada gençliğin gelişen yeniden devrimci öfkesi ile sokakları, üniversiteleri, liseleri, mahalleleri kuşatmanın tam vaktidir!
Şimdi hayatın ve solun ritmini değiştirmek için, Dev-Genç ruhuyla ileriye atılmaktan başka çare yoktur!
Tarihin akışını değiştirecek olan da devrimci gençlerin bilinçli ve örgütlü çalışmasından, cesaretinden, öfkesinden ve eyleminden başka bir şey olmayacaktır!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Destan

avatar

Mesaj Sayısı : 175
Kayıt tarihi : 11/04/08
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Gençlik muhalefetini ülke çapında örgütlemek için bir adım daha!   18th Şubat 2009, 22:28

***
Emperyalist-kapitalist düzen tarihinin en büyük kriz- lerinden birisini yaşıyor.
Kriz, 70‘lerden bu yana uygulanmaya konan neo-libe-ral politikaların ve küresel saldırganlığın biçim verdiği bir çağın da çöküşünün habercisi. Bu aynı zamanda, 90‘larla birlikte liberalizmin hegemonyası altında şekillenen ideolojik iklimi de ters yüz edecek bir kırılmadır. ‘Tarihin sonu‘, ‘Elveda Proletarya‘ söylemleri etrafında şekillenen 90‘lı yıllardan şimdi ‘sınıf savaşının‘ yeniden sahne aldığı, başka bir dünya arayışlarının güç kazanacağı bir döneme geçilmektedir. Bu yeni dönemin ideolojik iklimi de bu anlamda daha radikal düşünce ve dönüşümlere açık olarak oluşacaktır.
Kuşkusuz bu kriz, sınıf mücadelesinin kendiliğinden yükselmesine neden olmayacak, emperyalist-kapitalist düzeni mutlak bir yıkıma götürmeyecektir. Tarih bize kapitalizmin sürekli krizlerinin bilgisini verdiği gibi aynı zamanda kapita-lizmin bu krizleri kendini düzenleme aracı olarak pozitif ma-nada kullanabildiğinin ya da kriz sonrasında otoriter ve faşizan eğilimlerin güçlendiğinin de bilgisini vermektedir.
Ekonominin üretimden bağımsızlaşarak finans ve mali sektördeki etkinliğinin yarattığı sorunların çözümsüzlüğü krizi ortaya çıkarmıştır. Krizden çıkışın kolay bir yolunun olmadığı da ortadadır. Dünya büyük bir yoksullaşma ve işsizlikle yüz yüze. Açlık çağın en büyük felaketlerinden birisi durumuna geldi. Kapitalizmin merkezleri yoksulların, dışlananların tehdidi altında. İşsizlik giderek yükseliyor. Krizle birlikte kapita-list küreselleşmenin yarattığı tahribatın artık katlanılamaz boyutlara geleceği aşikar. Toplu işten çıkarma haberleri ve onun oluşturduğu gündem insan yaşamı üzerindeki etkinliğini her geçen gün arttırıyor.
Kapitalistler krizden çıkış yolu olarak yıllardır sömürülen, ezilen kitlelerin daha çok sömürülmesinde ve ezilmesinde görmektedir. Buna karşı dünya ölçeğinde bir tepki dalgası da gelişiyor. Neo-liberalizme karşı emekçilerin, işçilerin direnişleri, Latin Amerika‘da gelişen sol dalga, Avrupa‘da özellikle gençliğin eğitim alanındaki neo-liberal dönüşümlere karşı yürüttüğü mücadeleler, yeni bir döneminin de habercisidir. Son olarak Yunanistan‘da gençlerin polis şiddetine karşı öfkesi aynı zamanda işçilerin işten atılmalara karşı direnişi ve neo-liberal dönüşüme karşı mücadele ile de bütünleşerek, sokaklara bir umut ve iyimserlik düşürdü.
Bu mücadeleler ‘başka dünya yok‘ diyen burjuvazinin zihinlerde yarattığı kararmayı kırarak, tarihin değişeceğine ilişkin iyimserliği zihinlerde ve kalplerde yeniden var edecektir. Evet sokaklar bize bir şey söylüyor, devrimler çağı kapandı tek kültür apolitizm diyenlerin modası geçiyor, sokaklar da başka dilde şarkılar söylemeyi istiyor, buna hazırlanıyor. Devrimi ve sosyalizmi güncel bir anlayışla karşılayanların, onu her çağ için gerçek kılmak isteyenlerin özgüveni ve kararlılığı sosyalizmi yeniden bir umut haline dönüştürmeye hazır bir döneme bizi ilerletiyor.
Emperyalizmin ve Gericiliğin Tahakkümünde Türkiye
Türkiye‘de büyük bir altüst oluş ve değişim süreci yaşanıyor.
Emperyalizmin içine girdiği küreselleşme dalgası doğrultusunda ülkemizde ekonomik ve siyasi yapı yukarıdan aşağıya yeniden düzenleniyor. Türkiye‘de sermayenin yeni küresel sömürü düzenine entegrasyon süreci 12 Eylül döneminde uygulamaya sokulan 24 Ocak kararlarıyla birlikte Turgut Özal‘la başladı, çeşitli koalisyon hükümetleri döneminden sonra AKP‘nin tek başına iktidara gelmesiyle birlikte büyük bir hız kazandı ve nihayet ikinci AKP hükümeti döneminde büyük ölçüde tamamlanma aşamasına geldi. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana belirli değişiklikler geçirilerek süregelen kurulu düzenin bütün yapı taşlarını yerinden oynatan bu değişim süreci bugün de egemen sınıf ke- simleri arasında ciddi bir krize de yol açarak gelişiyor.
Bu değişim süreci, kapitalizmin eski ithal ikameci modelini ve onun yarattığı iktidar ilişkilerini tasfiye ederken, yerine uluslar arası sermaye hareketlerine dayalı, finansal sermayenin belirleyici olduğu, parçalı ve esnek üretim modellerinin uygulandığı, kamu hizmetlerinin piyasaya devredildiği neo-liberal yeni dünya düzenini ve onun iktidar ilişkilerini yerleştiriyor.
Devletin neo-liberal dünya düzenine uygun olarak yeniden düzenlenmesi, iktidar yapısında da bir değişimi ve farklılaşmayı ortaya çıkarıyor. Tarihsel egemen blokun konumu sarsılırken, küreselleşmeye entegrasyon sürecinde palazlanan liberal-İslamcı yeni elit, bürokrat ve sermaye kesimi, devlet içerisinde daha etkin bir konuma geldi. Devlet de artık eski devlet olmaktan belirli ölçüde çıkacak şekilde dönüşmüş durumda.
İktidar bloğu arasındaki bu çelişkiler ve bunların ortaya çıkardığı kriz, solun iç tartışmalarının da ekseni haline gelmiş durumdadır. Sol cenah, milliyetçi ve liberal iki sağ eğilimin arasında gidip geliyor. Biri eski düzeni ve aslında soğuk savaş döneminde emperyalizmin o dönemdeki ihtiyaçlarına göre şekillenmiş sömürge tipi faşizmden başka bir şey olmayan eski sözde laik ve sözde milli devlet yapılanmasını ulusalcı bir bakış açısıyla savunan, diğeri gene emperyalizmin bugünkü ihtiyaç ve tercihleri doğrultusundaki liberal demokratikleşmenin arkasına dizilen, sonuçta ikisi de özünde aynı kapitalist sömürü düzenini sözde demokrasi adına savunma noktasına savrulmalarla adeta kilitlenerek devrimci bir siyasetin gelişmesinin önündeki en büyük engeli oluşturuyor.
Bu çatışmanın ortasında solun bir kesimi ‘emperyalizme karşı çıkmak adına‘ mevcut adaletsiz, eşitsiz yapısıyla faşist devlet yapısını savunma noktasında dururken, bir kesim tarafından da emperyalizmin yeni sömürü politikaları ‘demokrasi‘ adına desteklenebilmek-te, AKP statükoya karşı ‘demokratik bir dönüşümün‘ taşıyıcısı olarak görülebilmektedir.
İktidar içi çatışmalarda pozisyon olarak düzenin çatlakları arasında siyaset yapmayı esas alan bu yaklaşımlar, bütün bu sürece yön veren emperyalizmin sömürü politikalarına ve onun yarattığı sonuçlara gözünü kapatmıştır. Bu değişim süreci emekçi kesimler için büyük bir yoksullaşma yaratmaktadır. Emekçi sınıflar arasındaki yoksullaşmanın artmasına paralel olarak, gelir dağılımındaki dengesizlik daha da büyümüş, sağlık, eğitim, haberleşme, enerji alanlarını piyasalaştıran uygulamaların ileride kuşkusuz daha acımasız sonuçlarıyla karşılaşacağımız ve halkın sahip olduğu sınırlı hakların da tümüyle elinden alınması anlamına gelen olumsuzlukları bir ölçüde görünür hale gelmiştir. Piyasalaştırmanın en ciddi sonuçlarından biri iş güvencesinin ortadan kaldırılmasında ortaya çıkıyor. AB sürecinin desteklediği en büyük yıkım ise tarım alanında kendini göstermektedir.
Bu koşullar altında devrimci siyaset için söylenebilecek en önemli şeylerden birisi; onun iktidar çatışmaları içerisin-de rol kapmaya çalışarak değil, emperyalizmin yeni sömürü politikaların ortaya çıkardığı yoksullaşmayı, işsizliği sorun ederek, düzene karşı mücadeleyi esas alarak gelişebileceğidir.
Neo-liberalizmin tahribatının geldiği boyutlar, buna karşı gelişen tepkiler ve son olarak da krizin yaratacağı sonuçlar göz önüne alındığında, muhalefetin mecrasının da doğrudan bu alanlara doğru kaydığı, işçilerin, emek-çilerin, yoksulların tepkilerinin açığa çıktığı da görül-mektedir. Sol da kendisini ancak bu alanlarda örgütlü bir güce dönüştürebildiği oranda etkili olabilecektir.
Son dönemde düzene karşı emek mücadelesini esas alan bir muhalefet çizgisi sokakta kendini göstererek, solda yaşanan karmaşaya da yanıt üretiyor. Bu çizgi AKP‘ye karşı gerçek bir alternatif mücadeleyi ve arayışı simgelemesi anlamında uzun zamandır ihtiyaç duyalan üçüncü bir seçeneği; emekçilerin, gençlerin muhalefet cephesinin -politik ve pratik- inşası noktasında da önemli ip uçları taşımaktadır.
Burada altı çizilmesi gereken nokta, mücadelenin sivri oklarının AKP‘ye yönelmesi gerekliliğidir. Liberal ‘sol‘ çevrele-rin, ‘AKP‘yi yıkmaya kalkmak faşizmin önünü açmaktır‘ biçiminde formüle ettiği, AKP‘yi demokrasinin taşıyıcısı olarak gören düzen içi aklın yerle bir edilmesi, üçüncü bir seçeneğin politik muhtevasının temel noktası olmalıdır. AKP bir siyasal aktör olmanın ötesinde, emperyalizmin bugünkü neo-liberal/muhafazakar düzeni-nin temsilcisi ve sürdürücüsüdür. Bu yüzden de, AKP‘ye karşı mücadele ile düzene karşı mücadele birbirinden apayrı ve farklı şeyler olarak değerlendirilemez. Elbette bu mücadele içeriği ve hedefleri bakımından, soldaki bir diğer savrulma olan milliyetçi/ulusalcı yaklaşımlarla arasına kalın bir çizgi çekmelidir. Bu anlamda AKP‘ye ya da emper-yalizme karşı olmak adı altında devleti ya da incelterek cumhuriyeti savunmayı temel alan yaklaşımlarla da ideolojik düzeyde hesaplaşmadan bir an olsun geri durulmamalıdır.
Başka bir dünya tahayyülü ve devrimci bir dönüşüm iddiasının yön vereceği, siyasete emekten ve demokrasiden yana müdahaleyi esas alan bir mücadele çizgisi ile liberal-milliyetçi savrulmaların ötesine geçilebilir.
Böylesi zorlu bir süreç ancak emekçilerin, işçilerin, gençlerin ortak mücadelesinin üstesinden gelinebilir. Böylesi zorlu ve militan bir mücadele sürecinin örgütlenmesinde ve ayakta kalabilmesinde kuşkusuz en önemli rol ve sorumluluk gençliğin örgütlü muhalefet gücüne düşmektedir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Destan

avatar

Mesaj Sayısı : 175
Kayıt tarihi : 11/04/08
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Gençlik muhalefetini ülke çapında örgütlemek için bir adım daha!   18th Şubat 2009, 22:30

Gericiliğe Karşı Tavizsiz Devrimci Mücadele
Gericilik ülkemizde köklü, yerleşik ve örgütlü bir güçtür. ABD‘nin komünizme karşı yeşil kuşak projesi doğrultusundaki örgütlediği İslamcı güçler, 70‘li yıllar boyunca bu anlamda bir işlev üstlenmiştir. 12 Eylül sonrasında da geliştirilen Türk-İslam sentezi anlayışı doğrultusunda dinsel gericilik devlet eliyle örgütlenmiş ve kökleştirilmiştir. Bugün de ABD‘nin Ortadoğu politikasına paralel olarak ‘Ilımlı İslam‘ modeli etrafında geliştirilmekte ve desteklenmektedir.
21. yüzyıl aynı zamanda post-modernizmin akıl ve bilime karşı açtığı savaş eşliğinde her tür mistik düşüncenin etkinlik sağladığı, dinin geri döndüğü bir çağ olarak yaşanmaktadır.
Bununla birlikte küreselleşmenin zamanı ve mekanı yok ederek yarattığı yersiz yurtsuzlaşma karşısında insanların kendilerini güvende hissedecekleri, sığınacakları bir cemaat arayışları, dinsel cemaat ve tarikatların tüm dünyada etkinliğini arttırmasına yol açmıştır.
Ülkemizde de tüm bu gelişmelere paralel olarak dinsel gericilik etkinliğini arttırmış, tarikat ve cemaatler yaygınlaşmıştır. Küreselleşmeyle birlikte aynı zamanda İslamcı kesim uluslararası sermaye ile bütünleşerek ekonomik anlamda da güç kazanmıştır. İslamcı kesimin her anlamda geliştiği, inisiyatif aldığı bu süreçte hem iktidar bloğu içerisinde hem de toplumsal yapı içerisinde büyük bir iktidar gücü haline gelmiştir.
Neoliberal / serbest piyasacı politikalarla kalkınmacı kapitalist dönemin sosyal devlet uygulamaları çökertilmiştir. Bunun yerini de yeni tampon mekanizmalar olan cemaat-tarikat yapılanmaları ve sadaka sistemi almıştır. Siyasal İslam bu mekanizmalarla toplum içerisine yerleşmiş, biat kültürünü sosyal alana nüfuz ettirmiştir. Özünde faşizan, demokrasi, özgürlük ve emek karşıtı olan siyasal İslam, kitlelerin neo-liberalizme ve düzene karşı tepkilerini de cemaat yapıları içerisinde eritmekte, toplumda kaderciliği ve sadaka kültürünü yaygınlaştırarak, bir tür afyon görevini üstlenmektedir. Solun etkisizliğiyle dev-rimci bir kurtuluş projesinden yoksun kalan yoksul kitleler; dini taassuba sarılmaya, akıl ve bilim dışı hurafelere kapılmaya başlamıştır.
Dinsel gericiliğin, muhafazakarlığın kuşattığı alan demokrasi ve özgürlüğe kapatılırken bununla birlikte radikal İslamcı unsurların da gelişme zeminlerini oluşturmaktadır. Son zamanlarda kimi üniversitelerde dinci grupların devrimci öğrencilere yönelik saldırıları da bunun izleri olarak görülmelidir. Dün, Kanlı Pazarları örgütleyenler, Komünizmle Mücadele Derneklerinde devrimcilere ve halka saldıracak faşistleri yetiştirenler bugün de aynı rolü oynamaktan bir saniye geri durmayacağı bir an olsun akıldan çıkartılmamalıdır.
Kimi çevrelerin son dönemde çeşitli nedenlerle Siyasal İslamcılarla yan yana gelmesi, hatta onlarla kol kola eylem örgütlenmesi, solda yaşanan kafa karışıklığının ve liberal hegemonyanın etkisi altında gelişen ‘ılımlı solculuğun‘ bir sonucundan başka bir şey değildir. Siyasi İslam‘ın statükoyu/orduyu yıprattığı ön kabulüyle baskıcı bir rejimin karşısına en az onun kadar totaliter ve gerici bir düzeni koymak en hafif tabiriyle saflıktır. Siyasi İslam‘ın, kendi politik alanını genişletmek için kullandığı demokrasici dilin, emperyalizmin boyunduruğunda bir ülkenin ihtiyacı duyduğu halk iktidarı /demokrasisi ile uzak yakın alakası yoktur.
Devrimci bir gençlik hareketinin önündeki en büyük engellerden birisi de siyasal İslam ve onun toplumdaki etkinliği olacaktır. Bu etkinliği parçalamayı çeşitli nedenlerle öteleyen, yadsıyan hiçbir hareketin toplumla buluşma şansı yoktur. Üniversitelerde, liselerde mahallelerde farklı suretlerle karşımıza çıkacak olan siyasal
İslam‘a karşı tavizsiz mücadele devrimci siyaset iddiasındaki her hareketin olmazsa olmazıdır. Devrimci bir siyaset, siyasal İslamın her alandaki etkinliğine karşı, ideolojik, kültürel düzeyde sürekli bir mücadele ile birlikte, bu kesimlerin cemaat ve tarikat yapıları örgütlediği genç-leri dayanışma örgütlenmeleri ve bu doğrultuda oluşturduğu yaşam ağları ile örgütlemeyitemel hedef olarak görülmelidir.
Kürt Sorununda Barış ve Kardeşlik Siyaseti
Kürt sorunu bugün en can alıcı sorun olarak önümüzde durmaktadır. Kürt sorunu egemenlerin dayattığı çözümsüzlük politikası sonucunda, bugün daha da derinleşmiştir. Ulus devlet yaratma projesinin sonucu olarak farklı kültür ve kimlikleri dışlayan, bastıran ve yok etmeye çalışan egemen
zihniyet, bugün de farklı tarz ve uslup içerisinde bu imha ve inkar politikalarını sürdürmeye devam etmek-tedir. Bununla birlikte ABD‘nin bölgedeki etkinliği ile birlikte Kürt sorunu da bununla ilişkili olarak ABD müdahalesine de açık bir duruma gelmiştir.
AKP çözüm olarak ümmetçilik anlayışında birleşmeyi, yani gericiliği önermektedir. Bu doğrultuda çalışmalarını sürdürmekte, başta Fethullah cemaati ve okulları olmak üze-re, tüm gerici tarikat ve cemaatlarin geliştirilmesi için çaba harcamaktadır.
Diğer yandan da Kürt halkının devlet baskılarına ve AKP‘nin uygulamalarına karşı isyanı ve başkaldırısı da sürmek-tedir. Devlet Kürt halkının demokratik talep ve isteklerini halen görmezden gelmekte, kendisinin mutlak
egemenliğini bir çözümsüzlük olarak dayatmaktadır. Bu çözümsüzlük ortamında ise ülkenin doğusunda ve batısında acılar yaşanmaya devam etmektedir.
Ölümler ve şiddet eylemleri artık Kürt ve Türk halkları arasında da duygusal kopmaları gündeme getirmekte, çoğu zaman bir iç savaş emareleri olarak görülebilecek çatışmalar, linç girişimleri ve sürgünler gerçekleştirilmektedir.
Bu gelişmeler karşısında ne yazık ki sol bugüne kadar olduğu gibi bu konuda yine etkili bir siyaset geliştirememiş durumdadır. Bunda soldaki yanlış algılamaların payı azımsanamaz. Solda bir eğilim PKK‘nin yanlış eylemleri nedeniyle bu sorunun uzağında kalma hatta kimi zaman şovenizmin etkisi altında hareket etme eğilimleri gelişmiştir. Diğer yandan ise kendi örgütsel varlığını Kürt hareketine bağlayarak hareket eden, Kürt hareketinin mücadelesinin kayıtsız, koşulsuz desteklenmesi gerektiğini savunan ve bunu en ‘devrimci tutum‘ olarak sunan eğilimler de gelişmiştir. Her ikisi de yanlış bu tutumun sonuçları bugün çok daha açık görülmekle birlikte, bunlardan ders çıkarıldığını söylemek ise pek mümkün değildir.
Bugün Kürt sorunun üzerinden atlanarak devrimci bir siyasetin yürütülme imkanı olmadığı gibi, Kürt sorununu bütün diğer sorunların kaynağı olarak görülerek de siyaset yürütülmez. Devrimci mücadeleyi salt Kürt sorununa odaklayan anlayışları kabul etmek mümkün değildir. Kürt sorunu da diğer sorunlar gibi, ülkemizin emperyalizme bağımlı faşist devlet yapısından kaynaklanmaktadır. Kürt sorununun ve diğer sorunların gerçek manada çözülmesi de ancak bu yapının köklü bir değişimi ile mümkün olabilecektir.
O nedenle devrimci mücadele de esas olarak bu yapıya karşı, halkların kendi geleceklerini kendi inisiyatifleri doğrultusunda belirleyebileceği, emekçilerin, ezilenlerin gerçek özgürlüğünün mümkün olduğu dev-rimci bir halk iktidarında aramak doğru olandır. Bununla birlikte elbette, bu çizdiğimiz genel hatta bağlı olarak, sorunun bugün geldiği aşama açısından barış ve kardeşlik siyasetin geliştirilmesi gerekliliği de atlanamaz. Faşist saldırganlığa ve şovenizme karşı barış ve halkların kardeşliğini esas alan bir aktif mücadeleyi tüm barış yanlısı gençlerle birlikte savunmak, kardeşlik duygusunu gençlik içerisinde ve toplumda yeniden var edecek bir etkinlik içerisinde olmak bugünün acil görevleri arasında görülmelidir.

***

Ülkemizdeki hakim olan gerici sağcı akım en çok da gençliği etkilemektedir. 12 Eylül sonrasındaki baskı ortamı, gençliği sindirme-ye, siyasetle ilişkisini kesmeye dönük farklı şekillerde açık ve gizli olarak sürekli bir biçimde olarak var olmuştur. 12 Eylül ile birlikte aynı zamanda Türk-İslam sentezi doğrultusunda gelişen ideolojik iklim gençliğin biçimlenişini etkilemiştir.
90‘lı yıllar ise bunların üzerine, kapitalizmin tüketim kültürü eşliğinde geliştirdiği yeni liberal felsefe, gençliğin yaşam ve düşünce biçimini belirleyen en önemli etken olmuştur. Her koyun kendi bacağından anlayışında ‘özgürlük‘ adı altında gelişen bireyci anlayış her türlü kolektif tutum ve davranışı dışlamıştır.
Diğer yandan da yoksul, emekçi çocukları da markaların gölgesinde oluşan yaşamdan dışlanmasına karşı gelişen tepkisini ve kimlik arayışını da yine medyadan pompalanan çete, mafya tipi çeşitli kriminal yapıların ve faşist örgütlenmelerin etkisi altına girmesine neden olmuştur.
Devrimciliğin bir kültür, yaşam biçimi ve kimlik olarak yeterince güçlü bir biçimde sunulamadığı koşullarda, ekonomik ve sosyal olarak yoksullaşan dışlanan gençlik kesimlerinin arayışları cemaatlerde ve faşist örgütlenmelerde yaşam şansı bulmuştur. Diğer yandan kapitalizmin tüketim kültürünün yarattığı değersizleştirmeye karşı da ahlakı ve kültürel düzeyde gelişen tepkiler de yine bunları kapsayacak bir muhalefetin yokluğunda dağınık biçimde kendisini ifade etmektedir.
Bugün bütün bunları gören, gençliğin farklı alanlardaki tepkilerini içerebilen, onların eşitlik ve özgürlük istemini örgütlü bir mücadele sürecine yönelten bir muhalefetin yaratılması, çağımızın yarattığı tüm olumsuz-luklara da yanıt üretebilecektir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Destan

avatar

Mesaj Sayısı : 175
Kayıt tarihi : 11/04/08
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Gençlik muhalefetini ülke çapında örgütlemek için bir adım daha!   18th Şubat 2009, 22:31

Gençliğin Örgütlenmesi Üzerine
Bu politik belirlemeler doğrultusunda gençliğin örgütlenme sorunu aynı zamanda devrimci siyasetin yeniden yapılandırılması sorunu olarak görülmelidir.
Bugünün örgütlenmesi bu açıdan ülkenin ve dünyanın içinden geçtiği koşullara ve sorunlara yönelik çözüm öneri-leri etrafında oluşturulmalıdır. Gençlik özel-ikle üniversite gençliği- konumu gereği ülke ve dünya sorunlarıyla daha ilgilidir. Politik tutumunu da daha çok buradan belirlemektedir.
Bu anlamda gençlik içerisinde, üniversitelerde ideolojik bir etkinlik sağlanmasına yönelik, özel bir çabanın geliştirilmesi, fikir tartışmaları, paneller, forumlarla, yayınlarla bu alanın beslenmesine yönelik faaliyetler önemlidir.
Farklı gençlik kesimlerince yürütülen muhalefetin arasındaki politik etkileşimin sağlanması, üniversitedeki muhalefet ile liselerdeki ve mahallelerdeki muhalefet ile salt eylem alanındaki yan yanalığın ötesinde, ortak bir program etrafında birleştirilmesi bir diğer önemli noktadır.
Gençlik düzene ve sisteme karşı farklı tarz ve biçimlerde isyanını dile getirmekte, yaşamaktadır. İsyanın tek biçimi olmadığı gibi bunun örgütlenmesi de tek bir model ve söylem etrafında gerçekleşemez. Bu farklılıkları içerisine alabilecek esnek, gençliğin yaratıcı potansiyelini kullanmasına ve kendisini gerçekleştirmesine açık, farklı tepkileri kendi özgünlüğünde koruyarak var eden aynı zamanda bütün biçimleri bir politik tutum etrafında örgütlemeyi başarmak, ancak hayatın tüm alanlarını görebilen bir perspektifle sağlanabilir.
İsyanın icra edileceği alan olarak sokakların kullanılması gençlik muhalefetinin gelişmesinin ana mecrası olarak görülmelidir. Örgütlü yapıların kendilerinden ibaret yaptıkları eylemliliklerin ötesinde artık geniş gençlik ke-simleri ile buluşan, onlara güven veren, kitlesel ve güçlü eylemlerin örgütlenmelidir. Gençlik muhalefetinin kendi özgüvenini kazanacağı, politik inisiyatifini geliştireceği ve umut olabileceği yer sokaklardır.
O nedenle önümüzdeki dönem, hayatın her alanında fikri ve pratik bir etkinliğin geliştirilmesi, yaşamın sürdürdüğü bü-tün alanlarda aktif bir politik tutumun geliştirilmesi, doğrudan düzeni ve sistemi hedef alan, gençliğin yaratıcı isyanının sesi olabilecek çok yönlü bir gençlik muhalefetinin geliştirilmesi sürecidir.
Bir Adım Daha!
Kuşkusuz bu söylediklerimizi ilk kez söylemiyoruz. Bunlar bir süredir üniversitelerde, liselerde, mahalle-lerde örgütlediğimiz hareketimizin sözleri ve önümüze koyduğu görevlerdir. Yaklaşık iki yıldır Geleceğimizi İstiyoruz sloganı etrafında sürdürdüğümüz mücadele, ilk başından bu yana, gençlik muhalefetini örgütleyebilecek bir birikimi ve zemini yaratabilmesi, bu yönde örgütsel ve politik bir gelişmenin sağlanabilmesini hedef alan, bir geçiş dönemi olarak tasarlanmıştı. Bu doğrultuda yürüttüğümüz mücadele büyük ölçüde bir doygunluğa ulaştı. Şimdi mücadelenin bir sonraki aşamasına doğru adım atıyoruz.
Bundan sonrası elbette bu zamana kadar sürdürdüğümüz mücadelenin devamı olarak, ilişkilerin daha örgütlü ve merkezi bir yapıya kavuşturulması, hareketin kendisini ve ilişkilerini örgütlemesi, politik anlamda da daha etkin bir pozisyonu üstlenmesi anlamına gelmektedir. Bu süreç aynı zamanda gençlik muhalefetinin önündeki sorunların çözümü konusunda birikim sağlamaya dönük bir çağrıdır.
Geleceğimizi İstiyoruz çalışması, bizim tarihsel olarak da alamet-i farikamız olan taban inisiyatifleri üzerinden gelişmiştir. Yerellerin kendine özgünlüğü etrafındaki çalışmaları süreci oluşturmuş ve ileriye taşıyabilmiştir. Bugün bu yerel inisiya-tiflerin geliştirilmesi ve ana paralel olarak yereller arasındaki örgütsel ve politik ilişkini güçlenmesi noktasında merkezi demokratik yapının inşası hareketin geldiği aşamasının bir gereği olarak hayata geçirilmelidir. Gelinen noktada faaliyetimiz kat ettiği aşamalarla beraber (her mücadele sürecinde olduğu gibi) kendi doğal zaaflarını ve handikaplarını da yarattı.
Her ne kadar nicelik bakımından ivmesi ileri doğru olan bir hareketlenme açığa çıktıysa da, mevcut ilişkileri bütünüyle bir örgütsel form olarak adlandırmak mümkün olmadı.
İki yıllık çalışma dönemi, üniversite ve liselerde bir çalışma deneyi ve birikim açığa çıkarabilmiş ancak bu çalışmalar alanın dönüştürücü ve politik gücü haline gelememiştir. Buna rağmen hiç de azımsanmayacak bir etkinliği, politik bir tutumu ve kitleselliği ortaya koyabilmeyi başarmış, kendi içerisinde bir yenilenmeyi mümkün kılacak dinamikleri yaratabilmiştir. Bugünkü cüretimiz altında da kuşkusuz aşağıdan gelişen bu dinamizm vardır.
Gençlik Siyasetin Örgütsel ve Politik Durumu
Güncel Sorun ve Görevler Üzerine
İdeolojik hayatı bu şekilde kuşatılmış toplumumuzdaki dalgalanma kendini en güçlü biçimde -üniversite- gençlik üzerinde hissettiriyor. Siyasete olan ilgi ve merakı arttıran bu durum gençlik muhalefetinin de sözünü değerli ve izlenir kılan bir olumluluğu da ortaya çıkarıyor. Geçtiğimiz dönemde üniversite muhalefetinde yaşanan politik hareketlilik ve eylemlilikler, bu olumluluğun yansımaları olarak görülebilir.
Özellikle AKP‘nin uyguladığı baskıcı, gerici ve sermaye yanlısı politikalar gençlik içinde de azımsanmayacak bir tepkiyi açığa çıkarmıştır. Üniversitelerin AKP eliyle hem daha piyasacı, sermaye güdümlü çabalarla temel hizmet alanlarından başlayarak özelleştirilmesi, hem de yukarıdan aşağıya rektör atamaları gibi müdahaleler-le dönüştürülme girişimlerinin üniversite içerisinde bir reaksiyonu alttan alta da olsa açığa çıkardığını vurgulamak gerekir.
Gençlik muhalefeti açısından temel sorun bu tepkiyi kapsayabilecek bir politik programın ve eylem biçiminin ortaya çıkarılması, gençliğin demokratik ve özgürlükçü muhalefet kanalını inşa etmektir. Bu yönde kimi çalışmalar olmasına rağmen bu halkayı yakalayacak bir politik hareketliliğin sağlanabilmiş olduğu söylenemez. Bu alanda etkinlik sağlamayı esas alan ve AKP‘yi stratejik hedef olarak seçerek bu eksende siyaset yürüten farklı siyasal anlayışlar vardır. Ancak bir tür indirgemeciliğe varacak düzeyde yürütülen ve diğer bü-tün her şeye adeta gözünü kapatan bu anlayış sorunludur. AKP‘ye karşı Kemalizm‘in düşünsel dünyası etrafında muhalefet eden gençlik kesimleri ilişki kurmak, o söylem düzeyine eklemlenerek değil, ancak solun kendi siyaset çizgisini hegomonik hale getirerek muhalefetin odağı olması ile mümkün olabilir. Buradaki ince çizgi bugün solun genelinde yaşanan savrulmalar konusunda önemli bir ayraçtır.
Genel olarak toplumda ve özelde gençlik içinde bugün bir siyasal hareketin gelişmesi kendisini fikri ve pratik düzeyde bir çizgi olarak ifade edebilmesini yani ayırt edilebilir olmasını da gerekli kılar. Bu anlamda AKP‘ye karşı muhalefetin söylem düzeyi ve dili, mevcut düzenin savunusu temelindeki çizgiyle de kesin bir ayrımı içeren, bir tür üçüncü söz olmalıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Destan

avatar

Mesaj Sayısı : 175
Kayıt tarihi : 11/04/08
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Gençlik muhalefetini ülke çapında örgütlemek için bir adım daha!   18th Şubat 2009, 22:32

Bir Üniversite Siyaseti İçin Başlıklar
Üniversitelerde muhalefetin nasıl biçimleneceğine ilişkin geçmiş tartışmalar her zaman okuldan-ülkeye mi yoksa ülkeden okula mı sorularına boğulmuştur. Bu tartışma, gençlik mücadelesinin programının esas olarak hangi temellere dayandırılacağına dair bir tartışmadır. Bizim açımızdan doğru olan, bu yaklaşımlar arasında öncelik
sonralık ilişkisi kurma-dan, mücadele programımızı hem ülke ve dünyada gelişen siyasi gündemleri üniversitelere taşıyacak ve tersine üniversitenin kendi gündemini genel siyasetin bir parçası haline getirebilecek bir politik bütünlüğü yakalayabilmektir. Üniversite siyaseti bu dönemde ülkede yaşanan gelişmelere tavır alışlar etrafında şekillenmekle birlikte, yerellerin kendi-ne özgün sorunları ve üniversite alanına dair özel sorunlar da gençlik muhalefetinin mücadele programı içerisinde yer almalıdır.
Bu anlamda üniversiteye ilişkin olarak yürütülecek muhalefet temel olarak neo-liberal üniversite modeli karşısında, onun gerekleri doğrultusundaki düzenleme-lere karşı çıkışla birlikte bir alternatif üniversite talebini ve ilişkisini de açığa çıkarmayı önüne hedef olarak koymalıdır.
Burada parasız eğitim talebine sıkışan bir faaliyetin sınırları ve sorunları görülerek onu atlamayan ama ona sıkışmayan bir genişlikte muhalefet kurgulanmalıdır. Parasız eğitim talebine kaynaklık eden harçlar vb. Uygulamalar artık geniş gençlik kesimi açısından sorun teşkil eden boyutlarda değildir. Benzer şekilde üniversiteler üzerindeki baskılarda geniş öğrenci kesim-lerinden öte -bilinçli bir strateji olarak- muhalif öğrencilerle sınırlandırılmakta. Bu yöndeki muhalefet de yine mevcut örgütlü gençlikle sınırlı kalmaktadır.
Bu anlamda üniversitelerin gelişen kendine özgün sorunlarının kavranması ve ona karşı sorunun muhatabı bütün herkesi kapsayacak tarzda siyaset geliştirilmesi önem kazanmaktadır. Geçtiğimiz yıl ODTÜ‘de barınma sorununa karşı yürütülen mücadele bu anlamda önemlidir.
Burada üniversitenin niteliğine ilişkin bir tartışmanın yürü-tülmesi, bu anlamda sermayenin üniversitelerin içeriğinde/karakterinde yaptığı değişimin saptanarak, bilimsel ve akademik bir üniversite için taleplerin ortaya konulabilmesi önemlidir. Bu açıdan bir diğer önemli konu da üniversitelerdeki muhalefetin bir düzeyde öğretim görevlileriyle de bağının kurularak her anlamda onlarla birlikteliğin zorlanmasıdır.
Sermayenin Üniversitesine Karşı ‘Halk Üniversitesi
Sermayenin doğrudan ve içerden müdahale ile her a-landa gelişen etkinliği üniversiteleri de büyük oranda dönüştürmektedir. Bilimsel üniversitenin yerine serma-yenin, şirketlerin ihtiyaçlarını karşılayacak bilgi ve eleman yetiştiren merkezlere çevrilen üniversitelerin, toplumla ve toplumsal sorunlarla olan bağını da kesilmektedir. Bunun sonucunda üniversiteler arasındaki eşitsizliklerle birlikte kimi üniversiteler yalnızca bulunduğu ile ticari anlamda bir katkı ve yine o ildeki sermaye etkinliğine eleman yetiştirme amacıyla ‘işletilmektedir‘.
Sermayenin, üniversiteleri dönüştüren bu etkinliğine, neo-liberal politikalarla eğitimin her alanda paralı hale getirilmesine karşı, üniversitelerde ‘halk üniversitesi‘ talebi doğrultusunda bir programla, bütünlüklü ve alternatif bir mücadele yürütülmelidir. Burada harçlara karşı mücadele ile aynı zamanda üniversitelere girmek için ders-hanelere mecbur edilen ve bu yolla üniversite kapıları yüzlerine kapatılan ‘emekçi halk çocukları‘nın talebi ve; öğrencilerin ulaşım, barınma hakkını karşılayacak bursların sağlanması talebi ile üniversitelerden mezun olan binlerce işsiz gencin talebi; bilimsel ve nitelikli eğitim talebi ile öğrencilerin söz, yetki karar sahibi olduğu özerk demokratik üniversite talebi bütünlüklü bir program içerisine savunulmalıdır.
Üniversitelerimizi gerici ve faşist güçlere bırakmayalım
Üniversitelerdeki politik akıl çoğu zaman ülke genelinde seyreden toplumsal ve siyasi gelişmelere paralel gelişmektedir. İçinden geçmekte olduğumuz süreç siyasi iktidarın karakterinin de bir sonucu olarak dinci gericiliğin toplumun tüm katmanlarında her zaman olduğundan daha fazla rağbet gördüğü bir dönemdir. Her nevi siyasi İslamcı grup muazzam bir teşkilat faaliyetinin sonucu olarak üniversitelere sürekli kadro aktarmaktadır. Özel eğitim kurumlarında, dersane ve yurtlarda, cemaat evlerinde politik kimlik ve bilinç kazandırılmış yüzlerce genç üniversitelerin kitle tabanında gün geçtikçe fiili etkinliklerini artırmaktadırlar.
Diğer yandan yıllardır Kürt sorunundaki çözümsüz-lükten ve topluma hakim olan genel şiddetten beslenen milliyetçi faşist çevreler, polis korumasında silahlı bıçaklı şekilde okullara girip saldırılar gerçekleştirmeye devam ediyorlar.
Gençlik içerisinde hakim kılınmaya çalışılan bu gerici faşist hareketler, elbette öncelikle üniversitede düzen karşıtı pozis-yon tutmaya çalışanları yani üniversite muhalefetini hedef alıyor. Örgütlenme, söz ve eylem özgürlüğüne karşı düzenin bayrağını sallayan bu örgütlenmeler önümüzdeki dönemde de üniversitelerin gündemi olacaktır.
Özgür düşüncenin, eşitlik ve özgürlük mücadelesinin karşısındaki her türlü harekete, baskı ve zor aygıtına karşı pozisyon almak gençliğin asli görevlerinden birisidir. Devrimci gençlik mücadelesinin tarihi başarılmış görevlerle doludur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Destan

avatar

Mesaj Sayısı : 175
Kayıt tarihi : 11/04/08
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Gençlik muhalefetini ülke çapında örgütlemek için bir adım daha!   18th Şubat 2009, 22:32

Bir Lise Siyaseti İçin Başlıklar
Bütünlüklü bir gençlik muhalefetinin en önemli ayaklarından biri de liseli faaliyetidir. Liseli faaliyeti dönem dönem yükseliş göstermesine rağmen, kendi somut demokratik talepleri doğrultusunda bir faaliyeti oluşturamamıştır. Bu yüzden bugün liselilerin kendi ihtiyaç
ve talepleri doğrultusunda bir siyaset tarzı geliştirmesi gereklidir. Gençlik marka, moda, reklam vb. araçlarla tüketim döngüsünün bir parçası haline getirilmiştir.
Tüketim kültürünün gençlik üzerindeki tahribatı, kendisini liselerde şiddetle ve uyuşturucuyla göstermektedir. Liselerde her gün yeni bir şiddet olayına rastlamak mümkündür. Baskıcı ve tek tip eğitim modeli ise bu sorunun çözümüne dair herhangi bir şey sunamamakta aksine sorunun devamı yönünde bir işlev görmektedir. Uyuşturucu kullanımının ve şiddetin yaygınlaşmasının, gittikçe sıradan bir hal almasının ana nedeni ise eğitim sisteminin kendisidir. Ancak yaşanılanları bir eğitim sorunu olduğunu görmek yerine basit güvenlik sorunu olarak gören zihniyet çözüm değil, çözümsüzlük getirmektedir.
Liselerde kayıt parası, sınav parası, spor parası gibi başlıklarla paralar toplanmakta böylece parasız eğitim hakkı ihlal edil-mektedir. Üniversiteyi kazanabilmenin tek yolu olarak gösterilen, parası olmayan, yoksul ailelerin çocuklarının girmesinin mümkün olmadığı yerler olan dersaneler; eğitimdeki fırsat eşitsizliğinin ve devlet okullarında verilen eğitimin yetersizliğinin de göstergesidir.
Bunun yanısıra günün büyük bir bölümünü işgal etmekte, ÖSS‘ye odaklanan öğrenciler hayata yabancılaştırmaktadır. Üniversiteli gençlerin sınırlı sayı ve kontenjanda devlet yurduna yerleşememesi netice-sinde cemaat evlerine yönlendirilmesi gibi, dersanelere gidemeyen liseli gençler ücretsiz ya da indirimli cemaat dersaneleri ve yurtlarına yönlendirilmekte, gençler liselerden başlayarak gericileştirilmeye çalışılmaktadır. Bu yüzden yürütülecek liseli faaliyet bu tür sorunların karşıtlığı ve alternatif talepleri üze-rine oturtulmalıdır. Herkese eşit, parasız, sınavsız, nitelikli eğitim hakkı taleplerimizin karşılığını bulabilmenin mümkün olduğu fikrini yaygınlaştırmak gerekmektedir.
Liseli gençlik muhalefeti her yerelde yerelinin düzeyine göre örgütlenen ve işlediği politik gündemini yerelin ihtiyaçları doğrultusunda belirleyen örgütlülüklerdir. Liselilerin kendilerini ifade edebilecekleri araçların şekillenişi ve içeriğinde alana ve özgün sorunlarına paralellik göstermesi gerekmektedir. Örneğin, bildirilerde, bültenlerde vb. araçlarda kullanılan dil ve sorunu anlatma düzeyi önemli noktalardan biridir.
Bugün bağımsız, militan, demokratik bir gençlik hareketini yaratma mücadelesinde liseler önemli bir yerde durmaktadır. Bu yüzden dünyada ve ülkemizde yaşanan sorunlar üzerinden yürütülecek bir mücadeleyle birlikte, kendi yerellerinde, liselerinde yaşananlar üzerinden de bir politik hat örülmelidir. Yaşanan şiddet, uyuşturucu olaylarını hedef alan kampanyalarla ve etkinliklerle
başka bir lisenin, başka bir dünyanın mümkün olduğunu göstermek, bu fikri yaygınlaştırmak gerekmektedir.
Kısaca; liseleri kuşatan paralı eğitim, çeteleşme, yozlaşma, niteliksiz eğitim, geleceksizleştirme, gericiliğin yaygınlaşması mücadele başlıklarını oluşturacaktır.
Gençlik Örgütlenmesi ve Mücadelesi Üzerine Notlar
Kitlesel Siyaset ve Çok Yönlü Mücadele: Gençlik Muhalefeti,
kendisini örgütlerken aynı zamanda alanları da örgütleme görevini birbirinin önüne koymadan, bir arada ele alarak yürütmelidir. Siyaset ancak geniş kitlelerle, onlara ulaşarak ve onlarla birlikte yapılabilir.
Kitlesel bir siyaset ise ancak kitlelerin kendi inisiyatiflerini kullanabilecekleri siyaset mekanizmalarının yaratılması ile sağlanabilir. Bu anlamda Gençlik Muhalefeti, propagandif (afiş, bildiri, stand) yöntemin ötesinde gerçek siyaset mekanizmalarını yaratmayı önüne bir hedef olarak koyarak bu yönde bir tartışmayı ve deneyleri de oluşturmalıdır. Bu anlamda politika hayatın her alanını kapsayan, çeşitli ve çok yönlü bir faaliyet olarak algılanarak, kültür sanattan spora kadar, fikri tartışmalardan, gündelik hayatın paylaşılmasına kadar bütün alanlar bir bütünlük içerisinde ele alınmalı ve örgütlü hale getirilmelidir.
Her Yerden Hep Birlikte Muhalefet
Gençliğin merkezi bütünlüklü örgütlülüğü gençliğin farklı alanlardaki aşağıdan gelişen inisiyatifi ve dinamiz-mi doğrultusunda inşa edilebilir. Değişik ve çok çeşitli muhalefet biçim ve söyleminin ortak bir program ve örgütlülük içerisinde bir araya getirmek, yatay ve esnek örgütlenmelerin, demokratik ve aşağıdan inisiyatiflerin gelişmesine açık, bunların birbiriyle etkileşim mekanizmalarının inşası ile birlikte ele alınmalıdır. Ağ biçimindeki bir örgütlülüğün yatay ve dikey etkileşimi ve bunun sonucu oluşturacağı merkezi demokratik yapısı, farklı alanlardan farklı tarzlarda ortak bir dil ve programla birlikte mücadele etmenin formu olabilir. Mücadelenin
yürütüldüğü en küçük birimde, mücadeleyi yürüten her bir bireyin kendisini ifade edeceği birim örgütlenmesinden başlayarak bir ilde farklı birimlerin il düze-yinde ve bölge düzeyinde örgütlendiği, birimlerin seçtiği temsilcilerin yürütücülüğünde il, bölge ve bölge-lerin birleşmesinden merkezi koordinasyonun oluşturduğu, aşağıdan yukarıya merkezi demokratik bir yapı, gençliğin kendi dinamizmini kapsayabilecek bir örgütlenme modelidir. Bu mekanizmalar içerisinde, bunlar aracılığıyla farklı yerlerde olanların bulundukları yerlerden birlikte muhalefetini mümkün kılacaktır.
Örgütlerin Yana Yana Gelmesi Hiçbir Sorunu Çözmez
Örgütleri yan yana getirerek gençlik muhalefetinin sorununu çözme önerisi eski bir o kadar da geçersizliği kanıtlanmış bir öneridir. Platformlar, birlikler var olan örgütlerin kendi potansiyelini aşan bir dinamizm yaratamamış, aynı zamanda iç rekabet ortamında daha da yıpratıcı sonuçlara yol açmıştır. Ortak bir bildiri yazılırken dahi her örgütün kendi reklamını yapacak cümleleri ekleyerek, ‘bu ortak ama benim inisiyatifim daha fazla‘ diye kendini kandıracağı bir tür kendi kendine tatmine yönelen anlayışların geleceğinin olmadığı ortada. Gençlik Muhalefeti, bu mecranın eleştirisi ile bunun dışında kalarak, bir başka sol içi kültürü de yaratmayı önüne hedef olarak koymalıdır. Bizce örgütlerin yan yana gel-mesi ile hiçbir sorun çözülmez. Solun birlik projelerinde de görüldüğü gibi grupların birliği; mutabakata dayanan, birlik adına yuvarlak cümlelerin kullanıldığı ve birlik içinde etkin olmaya dayalı bir oluşuma neden olmaktadır. Halbuki bugün emperyalizme, gericiliğe, neoliberalizme ve onun taşıyıcısı konumundaki siyasi iktidarlara karşı olan gençlik kesimlerinin birliğinin yolları aranmalıdır. Öte yandan solun yaşadığı kriz ve aradaki ayrımlar, yaşadığımız çağda ideolojik bir kırılmaya tekabül etmek-tedir ve hafife alınmamalıdır. Bu ayrımlar yokmuş gibi davranma iyi niyeti, postmodernizm çağında yaşanılan tarihsel ayrımları örtpas etme gayreti, solu silikleştirecek daha kötü sonuçlara da yol açabilir. Burada ideolojik ayrım çizgilerini netleştirmekten korkmamak gerekir.
Bu bahsedilenler elbette ki hiçbir örgütle yan yana gelinmeyeceği anlamına da gelmemelidir. Dar grupçuluğa ve sekterizme düşmeden kimi zaman ortaklaşılan konularda alanda eylem ve mücadele birliğine girilebilir, ortak kimi çalışmalar elbette yürütülebilir. Bu tarz ortaklıklar yerellerde kendi doğallığına uygun bir şekilde gelişmelidir. Ortak mücadele pratikleri, o alandaki muhatapların kendisini ifade edebileceği bir şekilde yürütülmelidir. Bunun da dayanışmacı, rekabetten uzak, yürütülen mücadelenin doğallığına ve söylemine uygun olarak gerçek anlamda bir ortaklaşma içinde sürdürülmelidir. Bu tarz birlikte liklerde alanın özgül koşullarını gözeten, kendi siyasi gündemini alana dayatmayan bir tarzın tüm taraflarca benimsenmesi gerekir.
Biz Gençlik Muhalefetinin birliğinin sağlanmasını bir mücadele konusu haline getirirken de gençlik örgütleri ile o ya da bu şekildeki bir birliği değil, bunların dışında kalan örgütsüz gençlik kesimlerinin muhalefetinin birliğini sağlamaktan söz ediyoruz. Bu anlamda kimi zaman gerçekleşen eylem birlikleri de bu temel hedefin yerine konulamaz.
Komsomol Değil Bağımsız
Gençlik alanında öncülük-önderlik iddiası taşıyan birçok örgüt mevcut. Bu örgütler kendi varlıklarını aşan herhangi bir etki yaratamıyorlar, aksine solla geniş genç-lik kesimleri arasındaki bağlantının giderek kopmasına neden olduklarını da belirtmek gerek. Kendi örgütsel varlığının devamı için siyaset yapan, gençlik alanına da devşirilebilecek birkaç kadro gözüyle bakan bu geleneksel anlayışlarla hesaplaşılması gençlik siyasetinde atılacak yeni bir adım için gereklidir.
Geniş gençlik kesimlerinin özlem ve taleplerinden uzak, kendi gündem ve örgütsel çıkarlarını gençliğin talepleri gibi sunan bir tür ikameci siyaset anlayışlarının yerine bugün geniş gençlik kesimleri ile birlikte onların özlem ve taleplerini politikleştirmeye yönelik bir siyaset tarzının geliştirilmesi gereklidir.
Geniş gençlik kesimlerinden ayrılan, ona dışardan bakan siyaset yapma anlayışı karşısında, devrimci gençliğin geniş gençlik kesimleri ile birlikte siyaset yapma geleneği bugün yeniden üretilmelidir.
Gençlik muhalefetini, gençliğin dinamizminin ve mücadelesinin ortaya çıkaracağı hareketliliğin kendisi geliştirebilir. Siyaset de ancak bu mücadelenin içerisinde, onu yürütenlerin katılımı ile birlikte oluşturabildiği ve en geniş kesimle birlikte savunulabildiği oranda anlamlı olabilecektir. Kendini alanda taşıdığı bayraktan ibaret gören, bütün meselelerin önüne kendi örgütsel çıkarını koyan anlayışların geleceği yoktur, bunu zaten hayatın kendisi kanıtlamıştır.
SONUÇ YERİNE: "İYİ HAYAT EYLEMİ ESAS ALAN HAYATTIR"
Dünyanın ve ülkemizin içerisinden geçtiği bu koşullarda devrimin ve devrimciliğin yeniden üretilerek kitlelerin başka bir dünya umuduna dönüşmesi, bütün olumsuzlukları aşmanın tek yolu olarak önümüzde durmaktadır.
Gençlik muhalefetinin örgütlenmesi, gençliğin devrimci anlamda bir etkinliğinin ortaya çıkarılması, bu yöndeki bir mücadelenin gelişmesinin de koşulu olarak görülmelidir. Mücadelemize yön veren şey, çağımızda devrimciliğin bir siyaset tarzı, yöntemi, kültürü ve yaşam biçimi olarak yeniden üretilmesine ilişkin yürüttüğümüz mücadeledir, bunun ortaya çıkardığı hareketlilik ve sol içindeki her tür düzen içi eğilime karşı başkaldırımızdır.
Çağımız toplumsal mücadeleler tarihine ait olan tüm değerlere karşı bir saldırıyı içeren, her şeyin içini boşaltan ve değersizleştiren, post-modern bir tükeniş çağı olarak yaşanmaktadır. Bunun bir parçası olarak da devrimci hareketin tarihine yönelik çeşitli düzeylerde saldırılar gerçekleşmekte, en başta onun dünyayı değiştirmeye dönük güçlü özü olmak üzere tüm değerleri talan edil-meye, yok edilmeye çalışılmaktadır. Liberalizmin felsefi dünyası eşliğinde, dinci akımlardan sol liberallere varan bir çevre, emperyalizmin yeni sömürü politikalarının dönüşüm programını savunmak adına, devrimcilik fikrini var eden tüm kökleri ortadan kaldırmak için provakatifs bir tutum içerisindeler.
Bugünün devrimciliği, bu saldırılara karşı geçmişin devrimci değerlerinin savunularak, hayatın içerisinde yeniden ve yeniden üretilmesini gerekli kılmaktadır. Çağın yok ediciliğine karşı mücadele edenler için gelenek kimi zaman bir başkaldırının da adıdır. Bu başkaldırı onun düzene karşı olan teorik ve pratik birikimlerinin, yarattığı devrimci değerlerin kendisinden başka bir şey değildir.
Bu başkaldırının icra edileceği yerler ise ancak hayatın içindeki örgütlü çalışmaların güçlendirileceği alanlar yani sokaklardır.
Bugünlerde Atina‘da gençlerin nefret ve öfkesi ile buluşan sokakların, dün Paris banliyolarındaki isyanın, Latin Amerika‘daki sol dalganın bize çağrısı da sokakların geri alınması çağrısıdır. Bu hareketliliğin içerisindeki radikal ve militan mücadele anlayışını geliştirerek gençliğin kitlesel isyan dalgasını sokaklarda yaratma görevi önümüzde durmaktadır. Sokakları Geri Alalım!
Önümüzde duran kuşkusuz zorlu bir yolculuk sürecidir. Bu yolculuğu ancak uzun soluklu ve zorlu mücadeleyi hayatın her alanında var ederek göğüsleyebilen dev-rimci gençler sürdürebilir. Hayatımızın her alanında, nefes aldığımız her anda, yeniden devrimci bir hayatı ve siyaseti örgütleyerek, bugünkü karanlığın ortasında başka bir dünya umudunu yaratacağız. Yarının kurucuları, kalplerinin közü kararmamış inançlı ve yürekli devrimciler olacaktır. Bunun için şimdi, yeniden ve bir kez daha ‘Tek Yol Devrim‘ deme zamanıdır.
***
Unutmadan yıldızları yolumuzu aydınlatanları bir tek an.
Vazgeçmeden, bıkmadan.
Yine aynı şarkıyı söylüyoruz
Yangınlar içindeki ülkenin kavgacı çocuklarıyız
Kulak kesilmiş bekliyor
yer gök.
Yürüyoruz parçalamak için
karanlığını bezirganların
ve de saltanatını haramilerin.
Kurtların yılanların ve çakalların sofrasını yıkmak için
Yüzümüz güneşte
Kaldırım taşları oynuyor adımlarımızın altında
Alev alev yanmaya sevdalı sokaklara dönüyoruz YENİDEN
Yenilgi tanımıyor sesimiz…
"Yüzünde karanfil taşıyan çocuklar, atlanın gidiyoruz. Buğulu bir şafak vakti yeniden düşüyoruz yollara"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Gençlik muhalefetini ülke çapında örgütlemek için bir adım daha!
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» gençkız rüyası...
» MESLEK SEÇİMİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
» Kılıçarslan`da Halk Eğitim Kursu Sonunda Kuaför Olan Gençler
» ...ama ekmek satılmadı eskisinden ucuza.Bertolt BRECHT

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Merzifon Gençlik Muhalefeti :: Duyurular-
Buraya geçin: