Merzifon Gençlik Muhalefeti

DEMOKRATİK LİSE MÜCADELESİNDE GENÇ DÜŞ'TEN LİSELİ GENÇLİK MUHALEFETİ'NE
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 YÖK NEDİR, KİME DENİR? GENÇLİK MUHALEFETİNİN BUGÜNÜNE DAİR-ONUR KILIÇ

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Destan

avatar

Mesaj Sayısı : 175
Kayıt tarihi : 11/04/08
Yaş : 27

MesajKonu: YÖK NEDİR, KİME DENİR? GENÇLİK MUHALEFETİNİN BUGÜNÜNE DAİR-ONUR KILIÇ   7th Şubat 2009, 21:07

Solun içinde halen AKP’den ümit bekleyen, sol olmayan bir damar olduğunu söylemek mümkündür. Bunun değişik formları olabilir.



Gençlik mücadelesi solun genelinde de yaşanan politik bir kırılma sürecinin içerisinden geçiyor. Solun içinde olduğu dağınıklık ve teorik bulanıklığın berraklaşması anlamında bir boyutuyla ayrıştırıcı ve olumlu olarak anılabilecek bu durum diğer yanıyla da gençliğin önümüzdeki dönemde üzerine oturacağı muhalefet dinamiklerinin anlamak açısından da faydalı bir hareketlenme olarak karşımızda duruyor.

En son 6 Kasım‘da ortaya çıkan farklı eylemler ve bu farklılığa neden olan politik tartışmalar daha çok yankı bulacak gibi görünüyor.
1981‘de çıkarılan Yükseköğretim Kanunu‘nu esas alarak 1982 Anayasası‘na giren YÖK‘e karşı mücadele kurulduğu günden beri öğrenci muhalefetinin ana damarlarından birisi oldu. 12 Eylül‘ün geçmişi temizleyen operasyonlarının üstüne, geleceği de temizleme misyonunun taşıyıcısı olan YÖK, bugüne kadar devletin statükocu, milliyetçi, devletçi egemenliğinin pekiştirilmesinde, üniversitelerin ticarileşmesinde ve zapturapt altına alınmasında piyasacı ve faşizan değerleriyle hep en ön sıradaydı. Her dönemin iktidarlarınca işlevine uygun olarak kullanılan kurum, karşısında her dönem bir muhalefeti de yarattı.

YÖK, 90‘lı yıllardan itibaren, sermayenin tüm alanlarındaki egemenliğini üniversitelerde tesis etmek doğrultusunda bir işlev üstlendi. ‘Piyasa toplumu‘ yaratma iddiasıyla iktidar olan AKP de tüm alanlarda olduğu gibi üniversitelerde de sermayenin etkin kılınması politikalarının uygulayıcısı oldu. AKP ile birlikte YÖK‘ün yeniden yapılanmasında gündeme gelen bir diğer nokta ise, gerici/tarikatçı bir zihniyetin ve kadronun üniversitelerde etkin kılınma çabası olmuştur.

Statükonun en belirgin kalelerinden olan kurum, AKP iktidarı tarafından baskının başka bir boyuta taşınması, piyasa anlayışının alenileşmesi anlamında işlevsel görüldü ve ülkenin geçirdiği dönüşüme paralel olarak kuşatıldı.

Üniversite dışında olanların çok deneyimleme şansı olmadığı, bire bir okul yaşamında karşınıza çıkan, şu anda okullarda çok da fazla niceliksel bir değişiklik yaratmayan ama bir yandan da kendisini büyüten tarikatçı, cemaatçi örgütlenmelerin önünün açılması sürecinin bunu takip etmesi ve kurumun idari kadrosunun cemaatçi-piyasacı kadrolara devri gibi durumlar bu dönemin üniversitelerdeki karakteri üzerinde belirleyici oldu. Özal döneminin bitişiyle sonlanmayan, yeni İslamcı piyasa mantığıyla başka bir boyuta taşınan üniversiter sistemin temel diskuru ülkeyi AKP‘lileştirme çabasının ezberinde olduğu gibi tüm üniversite içi hizmetlerin piyasalaştırılmasının önceki döneme oranla kat kat artması olarak karşımıza çıktı.

Ülkenin AKP‘lileşmesini anlayamayan, AKP‘yi devletten bağımsız ve hatta ona karşı gören yapılar elbette ki bu dönüşüm sürecini anlayamadılar ve son 27 yılın eylem pratiklerinin dışına çıkamadılar. O kanatta, geçtiğimiz 27 yılda ne olduysa aynısı bu yıl da yaşandı.
Zaten ülkemizde yaşanan toplumsal siyasal dönüşümü de anlamaktan uzak (sağdan sola) tüm geleneksel siyaset yapılarının AKP‘nin üniversiteleri YÖK eliyle yeniden dizayn etme çabalarını anlamalarını beklemek oldukça iyi niyetli bir yaklaşım olurdu. Zira şunu açıklıkla ifade etmek gerekir ki; AKP iktidarının son 6 yılına dair herhangi bir siyasal/iktisadi analiz düzeyi barındırmayan bir anlayışın/anlayışlar dizisinin YÖK‘ün geçirdiği dönüşümü kavramak yerine 27 yılın klasik ve ezberlenmiş YÖK algısına vuracağını tahmin etmek bizim için sürpriz olmadı. Liberal kardeş yazarlarının bile AKP‘nin devlet ve sistem partisi olduğunun kabulüyle cümleye başladığı şu günlerde bu yazarlardan bile geri tonda düşüncelerin havada uçuştuğu üniversite muhalefetinin bir kesiminin içindeki tartışmalar görülmeye değerdi. YÖK üzerinden Kafkaslar‘daki savaşa, ekonomik krize, Ergenekon‘a vurulması, ama AKP‘ye bulaşılmaması gerektiğine dair tartışmaların anlamı mutlaka bundan sonraki süreçte siyaset yapma tarzını belirlemede karşımıza çıkan etkenlerden birisi olacaktır.

AKP Üç Harften Oluşmaz
Şu çok açıktır ki, üniversite muhalefetinin yaşadığı bu ayrışma sonuna kadar politiktir. Bir tarafında solun ülkede yaşadığı daralmışlık ve sıkılmışlık halinden, insanları iktidar mücadelesinden uzaklaştıracak marjinal talepler ve gündemlerle çıkaracağına inanan, emperyalizmin AKP eliyle gerçekleştirdiği dönüşüme gözünü kapatarak, iktidar kavgasının yansımaları üzerinden burjuva kliklerinden birisinin arkasına takılan geleneksel siyaset yapıları, diğer tarafında AKP‘nin devletleşme/sistemleşme hamlesinin ve neo-liberal düzenin sureti olarak hayata geçirdiği politik etkinliğinin karşısına dikilen bir muhalefet hattı.

Burada meseleyi bir özne olarak AKP ile sınırlamak doğru olmayacaktır. AKP‘ye vurup düzeni ıskalıyorsunuz diyenlerin ilk öğrenmesi gereken, meselenin AKP‘den ziyade bugün onda vücut bulan, neo-liberal ve gerici yeniden yapılanma süreci, yani emperyalizm eliyle kurulan bugünkü düzen olduğudur.

Bu ayrım noktası önemlidir, çünkü iktidar mücadelesinden uzaklaşma söylemde hamasi bir sertlik üretip, iktidarı karşısına almayan, ona dokunmayan, bilinçli ya da bilinçsiz göz ardı eden bir biçimde yapıldığında içinden hiçbir sahici gündem çıkaramamaktadır.
Bu durum içinde baskın bir odak kaymasını barındırmaktadır. Siyasal İslam‘ı tartışmaların bir noktasına kadar, 12 Eylül düzeninin içinden çıktığına inanılan bir blok olarak değerlendirmek anlamlı olsa da durumu apolitik bir düzlemde ele alıp onun bugünle ve AKP ile bağlantısını kurmayı dert etmeyince, odağına iktidar yerine muhalefeti yerleştirince geçersizleşmektedir. Tam olarak buralardan beslenen iktidara alternatif olmayan muhalefet perspektifi kendisine suni gündemler yaratmakta, yukarıda da sayıldığı üzere bunun tesisini Kafkaslar vs. üzerinden gerçekleştirmek zorunda kalmaktadır.

Burada bir kaçış olduğunu, solun içinde halen AKP‘den ümit bekleyen, sol olmayan bir damar olduğunu söylemek mümkündür. Bunun değişik formları olabilir. Bir form, hali hazırda bunu liberalizminden utanmayan bir şekilde burjuva medyasında sürdürmekte, bir form AKP‘yi ağzına almayarak muhalefet etmeye çalışmakta ve ne hikmetse solla boğuşmayı kendisine eylem kılavuzu bellemekte, bir form ise bu tartışmalara hiç bulaşmadan kendisine suni gündemler yaratıp AKP‘ye yol vermektedir.

Buna bir diyeceğimiz yok, kimsenin oyuncağını elinden almaya niyetli değiliz ama gençliğin devrimci eyleminin tarihsel referanslarına göndermeler yaparak, AKP ile mücadeleyi tartışılması gereken bir gündem olarak lanse etmenin miladı dolmuş bir tartışma olduğunu, bu tartışmanın meşruiyetini de tartışmaya niyetli olmadığımızı söylemek gerekir.

Biz, nasıl ki hala ayağımız taşa çarptığında 12 Eylül‘le olan hesabımızı aklımıza getiriyorsak bugün bunun yanına 12 Eylül‘ün bir başka ürünü olan AKP‘yle mücadeleyi de elbette koyacağız. Bunu yanında gençliğin devrimci, demokratik mücadelesinin güncel talepleri ve karşılıklarının bugünün orijinal başlıkları olduğunu, geçmişte verdiğimiz cevaplarla bugünü kotarmamızın mümkün olmadığını kabul ederek bu alanı berraklaştırmak da faydalı bir çaba olacaktır.

Bugünkü duruma dair birkaç not
Gençlik, içinde olduğumuz dönemde toplumdaki dalgalanmalardan en çok etkilenen kesimlerden birisini oluşturuyor. Siyasete olan ilgi ve merakı arttıran bu durum gençlik muhalefetinin de sözünü değerli ve izlenir kılan bir olumluluk ortaya çıkarıyor.
Özellikle AKP‘nin uyguladığı baskıcı, gerici ve sermaye yanlısı politikalar gençlik içerisinde de azımsanamayacak bir tepkiyi ortaya çıkarmıştır. Üniversitelerin AKP eliyle hem daha piyasacı, sermaye güdümlü çabalarla temel hizmet alanlarından başlayarak özelleştirilmesi, hem de yukarıdan aşağıya rektör atamaları gibi müdahalelerle dönüştürülme girişimlerinin üniversite içerisinde bir tepkiyi alttan alta da olsa açığa çıkardığını vurgulamak gerekir.

Bu konuda daha önceden tekrar edilen "Önceden durum neydi ki, ne oldu" klişesine başvuranların sayısı da solun içinde az değildir. Evet, özellikle üniversiter alanda öğrencilerin son 27 yıllık kesitte mücadele ettiği, miladı 12 Eylül faşist rejimi olan uygulamalar hala devam etmektedir. Bu dönemin özgünlüğü, bu uygulamalardan herhangi biriyle çelişmeyen (türban konusu hariç(!)) siyasal iktidarın üstüne yeni baskı mekanizmaları kurarak üniversiteyi kendi baskı odağına çekme harekâtının da 2 kere 2‘nin 4 olması kadar sabit ve görünür bir gerçek olduğudur. Yani üniversitedeki değişiklik dün küreselleşmenin eski döneminin devlet kalıntılarının sürdürdüğü bir durumdan, yeni dönemin neo liberal küreselleşme politikalarına uygun bir siyasal özneye devredilmesiyle ilgilidir. Bu konunun özgünlüğünü küreselleşmenin yeni dönem yönelimlerinin ne olduğundan hareketle diğer toplumsal alanlardan da izlemek mümkündür.

Karşımızda duran sorun üniversitelerde AKP‘ye karşı ortaya çıkan gericilik ve piyasacılık karşıtı tepkiyi politikleştirmekle ilgilidir. Bunun aracı olarak da bir politik program ve eylem biçiminin ortaya çıkarılması ihtiyacını gerekli kılmak, gençliğin demokratik ve özgürlükçü muhalefet kanalını inşa etmektir.

Alanda yürütülecek çalışmayı kaba, salt bir AKP karşıtlığıyla yürüten yapılar olduğunu daha önce ifade etmiştik. Bunu kırmanın yolu da aynı şekilde bugünün yürütücü öznesi AKP‘ye ve düzenin eski kalıntılarına karşı solun kendi siyaset çizgisini hegemonik hale getirerek muhalefet odağı olmasıyla mümkün olacaktır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
YÖK NEDİR, KİME DENİR? GENÇLİK MUHALEFETİNİN BUGÜNÜNE DAİR-ONUR KILIÇ
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Onur Koç-Kıyamet Kopacak
» onuR koÇ kimdiR?? FotoLaRıı... özqecmişi...
» hip hop - sean paul - feel allright (remix dj onur)
» tavsiye ettiğiniz kitaplar

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Merzifon Gençlik Muhalefeti :: Yazılar-Bildiriler-Makaleler-
Buraya geçin: