Merzifon Gençlik Muhalefeti

DEMOKRATİK LİSE MÜCADELESİNDE GENÇ DÜŞ'TEN LİSELİ GENÇLİK MUHALEFETİ'NE
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Türkiye Solu Sözlüğü (İnönü Alpat)

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Destan

avatar

Mesaj Sayısı : 175
Kayıt tarihi : 11/04/08
Yaş : 27

MesajKonu: Türkiye Solu Sözlüğü (İnönü Alpat)   7th Şubat 2009, 21:00

Solun yüz yıllık öyküsü

"Nasıl solcu oldun?" sorusu; çoğu zaman: "arkadaş kurbanıyım! benim bir suçum yok(!)" gibisinden yarı alaylı yarı gerçek bir yanıt alır. İnönü Alpat, "Popüler Türkiye Solu Sözlüğü; Solun Yüzyıllık Öyküsü" adlı çalışmasında, bu arkadaşlık ilişkilerinin 1900’lerden 2000 yılına kadar ki yüzyıllık öyküsünü anlatır. Bu arkadaşlıkların, nasıl kurumsallaştığını, siyasal iktidar hedefleyen örgütlere nasıl dönüştüğünü, ülkenin nerelerinde kök salıp halkla güçlü bağlar kurduğunu, yarattıkları küçük ada’larında edindikleri yönetim deneylerini, kimin daha çok arkadaş kandırdığını; çıban başı, yaramaz arkadaşların adlarını, kendilerini yayınlar yolu ile nasıl ifade ettiklerini çalışmasının sayfalarına serpiştirip; bir sözlük olarak okumalarımıza sunmuş. Bu yazının amacı, İnönü Alpat’ın hazırladığı Mayıs Yayınları’ndan çıkmış "Popüler Türkiye Solu Sözlüğü; Solun Yüzyıllık Öyküsü" adlı kitabı tanıtmak, dolayısıyla Türkiye Sol’una dair birkaç kelam etmek.

İnönü Alpat’ın eseri, her ne kadar ciddi bir kitap, yaşadığımız tarihi anlatan bir çalışma olsa da; insanı kah ağlatan, kah hüzünlendiren, yüzünde zaman zaman gülüşler bırakan, bazen dudak ısırtan, eğlenceli bir kitap. Kurulan, parçalanan, hizipleşen, birleşen, dağılan, kendini fesheden; parti mi, dernek mi, birlik mi, dergi çevresi mi olduğu tartışmalı; yeni mi, birbirlerinin ardılı mı, yoksa geçmişi aşma çabası mı oldukları muamma olan; ama isimleri on - onbeş kelimenin türlü kombinasyonlarından oluşan onlarca örgütü; çevresinde kümelenilen ve lider, önder, merkez komite üyesi, örgüt sorumlusu insanları ve daha sonrasında örgütleşen ilişkilerini en ince ayrıntısına kadar anlatıyor. Anlattıkça insanın dilini dolaştıran, okudukça kafasını karıştıran örgüt isimlerini, eylem tarzlarını, teorik kabullerini, örgütlerin birbirini ayrıştırdığı / netleştirdiği tartışmaları; ustaca sistematikleştiren ve bir sözlük formatına koyan İnönü Alpat’ın bu çalışması; "yeni başlayanlar için solculuk" ya da "eskiler için geçmiş zaman olur ki" diye de adlandırılabilir.

Türkiye Soluna dair A’dan Z’ye merak edilen her türlü bilgi, kitapta, birer birer madde madde yer alıyor. Kapatıldıkça adları, yıllar geçtikçe fiyatları değişen ama içeriklerinde, yayın çizgilerinde en ufak değişim olmayan yüzlerce dergi ve yayın adları; sola damgasını vuran ve halkı etkileyen şairler, yazarlar; önderler, mitleşen kahraman militanlar ve bunların arasında karşı tarafın Abdurrahman Çelebileri olan, dönekler… sözlüğün sayfalarında bulunan maddelerin bir kısmı. Böylesi sözlüksel anlatımın yanında sol’un ve yapıların yaşadığı süreçler (Solun, girdiği kavşakları, dönmeye çalıştığı dönemeçleri, tosladığı duvarları) yalın ve ironik bir dille, sözlük formatına hapsedilmeden, kitabın içine yerleştirilmiş. Bunların dışında, kitabı okumayı eğlenceli yapan, okurun yanaklarında gülümsemelere neden olan maddeler ise; Solun dönemsel olarak kullandığı; sözcükler, argolar, hitaplar, sloganlar, kavramlar, terimler, günlük polemik konuları… bugün pek bir şey ifade etmese de, kullanıldığı dönemde hakaret sayılan, kavga ya da polemik nedeni olan kelimelere de sözlüğün sayfalarında rastlamak mümkün.

Tarihsel araştırmaların en zor yanı, yazılı materyal eksikliğidir. Resmi tarihin göz ardı ettiği bir alan olduğu için, Solun tarihi araştırılırken duyma organımız kulağa yani o dönemleri yaşamış insanların anılarına gereğinden fazla önem atfedilir; çünkü yazılı materyaller oldukça az, kısıtlı, yetersizdir; hatta yoktur. Sol örgütlenmeler her türden baskıya maruz kalmış, kurdukları dernekler, partiler kapatılmış; matbaaları basılmış, dergileri, gazeteleri kapatılmış, arşivleri yok edilmiş; militanları (çoğu zaman sempatizanları da) hapislerde ömürlerinden eksiltmişler, işkenceler görmüş hatta ölümle yüz yüze kalmıştır. Sol’un zor’larla, inatlarla dolu tarihi düşünüldüğünde, tarihin tozlu raflarında fazlaca toz’a rastlamak şaşırtıcı değildir. İşte böylesi bir ortamda bu sözlük çalışması; yiten, zail olan bir tarihe sahip çıkmadır; ve bu tarihe de ancak tarihten gelenler sahip çıkabilirler…

İkinci baskı, ilk baskıya göre resimler ve afişlerle görsel yönden zenginleşmiş, şarkı, türkü, marş, ağıt ve şiirlerle edebi yönü artırılmış; boyutları büyütülmüş, eklenen maddelerle sayfa sayısı artmış, tam bir sözlük formatına girmiş; dışında bir tek bez cildi eksik.

Elbette son sözü kitabın yazarına bırakmak gerekiyor. İnönü Alpat’ın 1998 Şubat’ında kitabın ilk baskısına yazdığı sunuş yazısından:

"Bu kitabı sol tarihe sahip çıkmanın çabası olarak değerlendiriyorum. Unutmak yenilmektir. Unutmamak gerekiyor. Unutmayarak geleceği istemek insanı insan olmaya yakınlaştırıyor. Hafızaları tazelemek nasıl bir gelecek istendiğinin ipuçlarını ortaya çıkarı-yor. Bütün bu öyküler geçmişten ders alınmasını zorunlu kılıyor. Hangi tarzda olursa olsun tarihe dönük çalışmaların önemi buradadır. Mustafa Suphi’yle Mustafa Özenç arasındaki ilişki; TKP’yle ÖDP arasındaki ilişki, bizleri geleceğe taşıyacak önemdedir. Doğaldır, bir sözlük formunda bu önemi algılamak mümkün değildir.

T’de TİP’i göreceğiz. TİP’in mecliste 15 milletvekiliyle temsil edildiğini öğreneceğiz. Solcu/sosyalist bir partinin çalışma tarzı, söylemi bizde merak uyandıracak. Bugün niye olmasın sorusunu kendimize soracağız.

D’de Deniz Gezmiş’le karşılaşacağız. Onun hayatını okurken, yeniyi aramanın, içtenliğin, hümanizmin, haksızlığa başkaldırmanın ne demek olduğunu tarihin ayrıntılarından çekip çıkarmaya çalışacağız ve bu özelliklerin günümüze taşınmasının önemi üzerinde duracağız.

M’de Mahir Çayan’ı bulacağız. Yirmi beş yaşında bir delikanlının fikri açıdan nasıl yoğunlaştığını, hangi süreçlerden geçerek solu bir dönem meşgul eden tartışmaların vazgeçilmez ismi olduğunu öğrenmek için başka kaynaklara başvuracağız.

K’de Kızıldere’yi, A’da Altı Mayıs’ı okuyacağız. İnançları uğruna gözünü kırpmadan ölüme giden yirmi yaşlarında onlarca genç bizlere, "uğruna ölünesi bir yaşam" olduğunu bir kez daha gösterecek.

D’de Devrimci Yol çıkacak karşımıza. Türkiye solunun bu en kitlesel ve güçlü sol hareketini bir başka açıdan irdeleyeceğiz. Nasıl bu kadar kitleselleştiğini, siyaseti nasıl yaptığını araştıracağız.

F’de Fatsa’yı bulacağız ama beraberinde yerel demokrasi, yerel yönetim, yerel inisiyatifler konusundaki sosyalist yaklaşımı, Fatsa’yı aşarak, bugün metropol bir ilçede nasıl hayata geçirebileceğimizi tartışacağız.

Y’de Yeraltı Maden-İş’i göreceğiz. Üretenlerin yönetebileceğinin kanıtlandığı, sözün, yetkinin, kararın çalışanların elinde olduğu bir örnekle yüzyüze geleceğiz. Yeraltı Maden- iş’in Yeniçeltek’te başardığını, bugün devasa boyutlara gelmiş ve binlerce işçi çalıştıran işletmelerde nasıl başarabileceğimizi bulup çıkarmaya çalışacağız.

Solcu olmak zor iştir. "Tarihten gelip tarih yazmak"da. Bu kitabı gerçek sahiplerine adıyorum. Yani bu memlekette bir sol tarih yaratılmasını hayatlarını ortaya koyarak sağlayanlara.. Ölenlere ve ömrü hayatları boyunca çile çekenlere... Mustafa Suphilere, Şefik Hüsnülere, Hikmet Kıvılcımlılara, Mehmet Ali Aybarlara, Cenan Bıçakçılara, Mahir Çayanlara, Deniz Gezmişlere, İbrahim Kaypakkayalara, Behice Boranlara, Fikri Sönmezlere, Necdet Adalılara, Erdal Erenlere, Mustafa Özençlere..."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Türkiye Solu Sözlüğü (İnönü Alpat)
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Türkiye Şiirleri
» Jensen Ackles'in yeni yapımı.....
» Türkiye'nin en zengin ilk 100 ailesi
» alın tüm gta serisi liberty city var bakmadan geçme gta türk bile var
» YERYÜZÜNÜN EN GÜZEL KIZI YARISMASI(belli oldu)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Merzifon Gençlik Muhalefeti :: Kültür-Sanat-Bilim-
Buraya geçin: